Şeyh Said İsyanı ve Sonuçları

Şeyh Said İsyanı Nedir

Şeyh Said İsyanı, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan sonra ortaya çıkan ilk isyandır. Diyarbakır’ın Eğil ilçesine bağlı Piran köyünde olay patlak vermiştir. 13 Şubat 1925 tarihinde asker kaçaklarını saklayan Şeyh Said’in kardeşi Şeyh Abdurrahim’e sakladığı askerleri teslimi için çağrıda bulunulmuştur. Bu çağrı sonucunda silahla karşılık verilmesinin ardından olay kısa bir sürede genişleyerek yeni kurulmuş Cumhuriyeti tehdit eder bir hal almıştır.

Şeyh Said olaylar devam ederken bölge halkının isyana katılması için İslami bir bildiri yayınlamış ve bölge halkını isyana katarak isyan ateşini büyütmüştür.

Şeyh Said İsyanının isyancılar açısından ortaya çıkmasındaki en büyük sebep olarak yeni ortaya konulmuş Laiklik ilkesine duyulan rahatsızlık olarak vurgulanmaktadır. Bunun yanında diğer bir sebep olarak ise Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasıyla Osmanlı devletinin tarih sahnesinden çekilişi yatmaktadır. Yeni kurulan Cumhuriyet içerisinde kendilerini tanımlayamayan gruplar bağımsızlık peşine düşmüşlerdir.

İsyanın gerekçesi olarak ortaya atılan konuların başında ”dinin elden gittiği” , ”devletin hilafetsiz olamayacağı” yatmaktadır. Lakin başlangıçta bu gerekçelerle ortaya çıkan isyan sürecin götürdüğü konum bakımından tehlikeli bir boyuta ulaşmış ve isyanın amacından sapılmıştır.

Şeyh Said İsyanı Nedenleri

Yeni kurulan bir Cumhuriyetin daha iç siyasetle uğraşırken Anadolu’da bir isyan patlak vermiştir. Şeyh Said’in önderliğinde çıkan bu isyanın nedenleri iyi anlayabilmek adına İç ve Dış nedenler olmak üzere ikili bir biçimde anlatmak daha doğru olacaktır.

Egemenliğin ne demek olduğunu merak ediyorsanız Egemenlik Nedir başlıklı yazımızı okumanızı tavsiye ediyoruz.

Şeyh Said İsyanının Dış Nedenleri

Şeyh Said isyanının bağladığı döneme denk düşen Lozan antlaşması yeni kurulan Cumhuriyetin dış politikasında ki konumunu yeniden belirleme çabasını içerisinde barındırır. Lozan antlaşmasıyla birçok çözülemeyen sorun meydana gelmiştir. Bu sorunların başında da Musul sorunu gelmektedir. Türk hükümeti özellikle Misak-ı Milli hükümeti Musul’un Türkiye’ye bırakılması bakımında kararlı bir duruş sergilemiştir. Musul’un ırk, dil, din ve kültürel açıdan Türkiye Cumhuriyeti ile bağlı olduğunu ve bu sebepler ışığında Musul’u Türkiye’ye bağlanması istemişlerdir.

Bu isteğin sonucunda Türkiye Cumhuriyeti bir komisyon kurulmasını talep etmiştir. Bu komisyonu talep ederken bölgede gerçekleşecek bağımsız bir seçim sonucunda kendi lehlerine karar çıkacağından emindirler. Milletler Cemiyetinde ortaya çıkan birçok ayrılıkçı düşünce sebebiyle Milletler Cemiyetine bağlı bir komisyon oluşturulmuştur.

İngiltere Musul sorununun Türkiye aleyhine çözülmesi için birçok girişimde bulunmuştur. Çünkü Irak toprakları İngiliz sömürgesi konumundaydı. İngilizlerin seçimleri baltalamak adına Şeyh Said ile temasta olduğunu Türk hükümeti isyandan beş ay önce bilmekteydi. O dönemin polis teşkilatından olan Nizamettin Bey, isyancılara bağlı Palulu Kör Sadi ile tanışmış, kendisini İngiltere Hariciye Nezareti Umur’u Şarkiye Müdürü Mr. Tamplen diye tanıtmıştır. Bu görüşmenin sonucunda Kürdistan Teali Cemiyeti başkanı Seyit Abdulkadir ile görüşme ayarlanmış, bu görüşmede Nizamettin Bey ile Seyit Abdulkadir bir anlaşmaya varacakken Seyit Abdulkadir son anda vazgeçerek isyanı erken başlatmak durumunda kalmıştır.

İsyanın bastırılmasıyla birlikte Palulu Kör Sadi, Seyit Abdulkadir ve arkadaşları yakalanarak İstiklal Mahkemelerinde yargılanmış ve idam edilmişlerdir.

Diğer bir dış neden olarak da ortaya atılan sebep, bölgedeki Ermenilerin varlığı olarak söylenmektedir. Ermeniler Büyük Ermenistan hayali neticesinde bölgede ki Kürt halkını İslami öğretileri ortaya atarak kışkırtmışlar ve bölgede bir isyana teşvik etmişlerdir.

Şeyh Said İsyanı İç Nedenleri

Fransız Devrimi ile birlikte yayılan milliyetçi hareketler Osmanlı Devletinin son dönemlerinde yıpratıcı bir hal almıştır. Balkanlarda meydana gelen isyanlar Anadolu da Kürt Halklarında şevklendirmiştir. Özellikle Birinci Dünya Savaşı sonrasında Doğuda meydana gelen isyanlara bu gözle bakmak daha verimli bir düşünce sağlayacaktır.

Birinci Dünya Savaşı sonrasında özellikle Rusların desteğini alan Ermeniler Anadolu da birçok isyanı desteklemiş ve kışkırtmışlardır. Bu girişimleriyle birlikte bölge halkına ciddi zararlar vermiş olan Ermeniler, İstanbul da örgütlenmelerini Kürt Teali Cemiyeti adı altında yürütmüşlerdir. Bu cemiyetin nihai amacı ise; bölgede İngilizlere bağlı bir Kürt Devletini kurmaktı. Bunu rahatlıkla söyleyebilmekteyiz. Çünkü cemiyetin aldığı maddi desteğin büyük bir çoğunluğu İngiliz kaynaklı olması tesadüften öte bir hal almıştı.

İsyanın başladığı dönemde başbakan olan Fethi Okyay isyancıların üzerinden çıkan birçok metni mecliste paylaşmıştır. Metinlerin temelinde bölgede ki halkın çoğunluğunu devlet eliyle öldürüleceğine dair kara propaganda niteliğinde metinler oluşturuyordu.

Şeyh Said İsyanının en büyük iç nedenlerinden biri Cumhuriyetin kurucu ilkelerinden oluşan Laiklik ilkesinin kabullenilmeyişidir. Bu ilkeyi Şeyh Said ve arkadaşları ‘din elden gidiyor’ biçiminde bir kara propaganda ile halka lanse etmiş ve geniş kitlelerin desteğini toplamıştır. Şeyh Said isyan sonrasında çıkarıldığı mahkemede teşvik ettiği isyanın hiçbir etnik kimlik taşımadığını vurgulamıştır. Bu vurgunun önemi başta dinsel öğretiler sonucunda ortaya çıkan isyanın daha sonra etnik gurupları içerisine katarak bir etnik siyasete dönüşmesinin vurgulanmasıdır.

İsyancıların öncülerinden sayılan Kasım Bey’in vermiş olduğu ifade Şeyh Said İsyanı Amacı ne olduğunu ortaya sermektedir; “Kimi din için çalışıyor, kimi de siyasi çalışıyordu. Fakat maksat birdir.” Bu ifadeden de anlaşılacağı üzere asli amaç mevcut Cumhuriyeti yıkmaktır.

Şeyh Said İsyanı Sonuçları

  • İsyanın ilk sonucu olarak ortaya koyabileceğimiz nokta dönemin başbakanı Fethi Bey’in isyanla ilgilenmediği ithamı sebebiyle istifa etmesidir.
  • İstifa sonucunda başbakanlığa getirilen İsmet Bey’in Takdirir-i Sukün Kanununu yürürlüğe koyması
  • Türk Siyasi Hayatının çok partili yaşama geçme çalışmasının ilki olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kapatılması
  • Musul, İngiliz himayesine girmiştir.
  • Bölgede yapılan kara propaganda yabancı basında karşılık bulmuş ve Türkiye Cumhuriyeti saygınlık kaybı yaşamıştır.

Kaynakça

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir