Liberal Feminizm ve Aydınlanmacı Liberal Feminizm Nedir

Liberal Feminizm, kadın ile erkeğin arasında oluşmuş eşitsizliği ortadan kaldırmayı amaçlayan bir akım olarak nitelendirebiliriz. Sosyal, psikolojik ve ekonomik yanlarıyla birlikte özünde siyasi bir harekettir. Eğer feminizm ile ilgili daha detaylı bir bilgi elde etmek istiyorsanız Feminizm Nedir adlı yazımızı okuyabilirsiniz.

Liberal Feminizm Nedir

Liberal Feminizm, liberal teoriden etkilenmiş olan hatta daha ileri gidecek olursak liberal teorinin başka bir versiyonu olduğunu söyleyebiliriz. Feminizmin liberalizmden etkilendiğinin ispatı Birinci Feminist Dalganın temel dayanağı olan ”Doğal Haklar” kavramına dayandığını söylemek yeterli olacaktır. Hatta Doğal Hakların içerisinde barındırdığı ”özgürlük, eşitlik, bireysellik, rasyonellik” gibi kavramlar ile Liberal Feminizmin dayandığı kavramların ortaklığı bu iddianın ispatı niteliğindedir.

Liberal Feminizmi anlamlandırabilmek için liberalizmin temel öğretilerinden yola çıkmak uygun olacaktır. Liberal Feminizmde kadın ve erkek insan olduğu için eşitliği gereklidir. Burada ki insanilik vurgusu liberalizmin karakterini taşımaktadır. Liberalizmde de tüm insanlar hiçbir ayrıcalık farketmeksizin rasyonel varlıktır savı, Liberal Feminizmin kadın ve erkeğin insan olduğu için eşit olmalıdır, savı ile iç içedir.

Bu savdan dolayı öne attıkları çözüm; rasyonel olan bireylerin haklar geliştikçe, kadının toplumsal konumunun da iyileşeceğini inanmaktadırlar. Liberalizmin temel doktrini iktidarların bireyler üzerinde sağlamış olduğu egemenliğin kaldırmaktır. Bu sebepten dolay Liberal Feminizmin doktrini ise; bireyler üzerinden kalkan egemenlik ile erkeklerin kadınlar üzerinde kurduğu egemenliğin aynı ölçüde kalkacağıdır.

Liberal Feminizm Doğuşu

Liberal Feminizm, 18. yüzyıl Aydınlanma Felsefesinin etkisi altında kalmıştır. Bu etkiye rağmen liberal feminizm Aydınlanma Felsefesinin rasyonellik ve evrensellik kavramlarını ciddi ölçüde eleştirmişlerdir. 18. Yüzyıl Feministleri Aydınlanma Çağının özgürlük ve eşitlik fikirleri uygulamaya başlamasıyla hareketlenmişlerdir.

Feministler bir çok açıdan ”Aydınlanma Felsefesi’‘ n den etkilendiklerini kabul ederler. Lakin bu kabul ediş ”Rasyonel Bireyin” sadece erkekleri kapsadığını, özgürlük ve eşitliğin sadece erkekler için geçerli olduğunu fark etmeleriyle Aydınlanma Felsefesini eleştiri yağmuruna tutmalarına sebep olmuştur.

İlk feminist tür olarak gösterilen Liberal Feminizmin ilk amacı kadın ve erkeğin siyasal düzeyde eşitliğini sağlamak olmuştur. Birinci Feminist Dalganın öğretisi konumunda olan eşit oy hakkı istemci liberal feminizmin kuruluş sloganını oluşturmaktadır. Özet olarak dönemin bilinen liberal savlarını kadınlar için de geçerli olması gerektiğini savunmuşlardır.

Liberal Feminizm Özellikleri

  • Kadın ve Erkeklerin Siyasi Arenada Eşitliğin Sağlanması talebi
  • Kadında Erkek gibi bir ”İnsan”dır. Bu sebeple eşitliğin sağlanması gerekir anlayışı.
  • Bireysel Haklar geliştikçe kadının toplumsal konumu da iyileşecektir görüşü.
  • Temeli: muamele, fırsat ve statüde kadın ve erkeğin eşitliği bulunur.
  • Bağımsızlık, evrensellik gibi erkeğe ait görünen değerlerin aynısının kadına sağlanması talebi.
  • Teknoloji, kadına sağladığı özgürlük, entelektüel gelişme bakımından önemli görülmektedir.
  • Ev işlerinde ve Annelik konusunda daha başarılı olabilmek adına entelektüel gelişmenin şart olduğunu ileri sürmektedirler.
  • Liberal Feministler, rasyonalitenin Tanrı tarafından verildiğini ileri sürmektedirler.

Liberalizm – Feminizm Çelişkisi

Feminizm, liberalizmden etkilendiğini ne kadar söylese de bu iki teorinin temelinde ciddi çelişkiler bulunmaktadır.

Bu çelişkinin başlangıç noktası 17. yüzyılda ortaya atılan ” Doğal Haklar” kavramı bulunmaktadır. Doğal haklar Doktrini içerisinde kadınların hiçbir hakkı bulunmuyordu. Zaten bu doktrini hazırlayanlar dönemin erkil zihnine sahip erkek teorisyenlerdir. Feminizm tartışmasında kritik bir noktayı işgal eden özel hayat ve kamusal hayat ayrımıdır. Feminizmin içerisinde büyük bir yere sahip olan bu tartışma, liberalizminde ele aldığı bir konudur. Liberalizme göre özel hayat devletin dokunamayacağı tek alan olarak o dönem nitelendirilmişti. Bu nitelendirme özel alanın erkek egemenliğinde sürmesinin önünü iyice açmıştır. Bu sebepten dolayı liberalizm ve feminizmin temel çelişkisi burada yatmaktadır.

Kadınların maruz kaldığı bu ayrımcılığın temelini; liberalizmin özel hayat ve kamusal hayat ayrımında yatmaktadır.

Liberal teorisyenlerin temel düşüncesi kadının kocasının himayesinde aileye ait olduğu fikridir. Bu fikir özellikle 17. ve 18. yüzyılda evrensel bir kimliğe bürünmüştür. Özellikle kadının yok oluşu evlilikle birlikte başlıyordu. Bir başka değişle kadın evlendiği zaman hukuk karşısında tek bir varlık kazanıyordu. Bu varlık ise erkeğe aitti.

Her ne kadar kadınların hakkını savunmak için liberal ve demokratik teoriden hareket etse de, bu teorilerde kadının yeri maalesef ki bulunmamaktadır. Liberalizmin öncü teorisyenlerinden olan Locke ve Rousseau gibi ”tüm insanlar” için eşitliği ve özgürlüğü savunsalar da bu özgürlüğün ve eşitliğin içerisinde kadınların olmaması ironiktir.

Liberal Feminizm Eleştirileri

Liberal Feminizme getirilen en büyük eleştiri, onların erkeğin çerçevesine benzeme girişimidir. Onlar, cinsiyet farkların her zaman görmezden gelmiştirler. Bu görmezden gelişle birlikte erkeğe benzeme girişimi içerisinde olmuşlardır. Liberal Feministlerin eşitlik anlayışı ”aynılık” çerçevesinde gelişmiştir.

Kadınların biyolojik farklılıkların göz ardı eden Liberal Feminizm, teori çerçevesinde bir yanılgıya düşmektedir. Buna örnek vermek gerekirse; kadınların çocuk yapmalar kadın ile erkeğin iş hayatı bağlamında kadını geri planda bırakan bir faktör olduğunu hiçbir zaman görememişlerdir.

Liberal Feministlerin tam anlamıyla cevap veremedikleri başka bir konu ise; kadın ile erkeğin arasında ruhsal ve ahlaki açıdan bir fark olup olmadığıdır. Bu soruya verilen cevaplarda yine ”aynılık” üzerinden şekillenmektedir. Örneğin, bazı düşünürler kadın ve erkeğin arasında oluşan ruhsal ve ahlaksal farklılığı cinsiyette değil içerisinde bulundukları durumlardan kaynaklandığını ortaya atmışlardır.

Kadınların sırf kadın oldukları için farklı ruhsal yapıya sahip olabileceği görüşü başka bir yazıda ele alacağımız Radikal Feministler tarafından dile getirilmiştir.

Wollstonecraft ve J.S.Mill gibi kimi Liberal Feministler Kadın ile Erkeğin arasında oluşan farkın kadınlara eğitim verilerek giderilebileceğini söylemişlerdir. Bu söylem iki farklı türde türde eleştirilebilir. İlki; maddi, toplumsal ve aile baskısı nedeniyle eğitim alamayacakların konumu ki bu pek bir şey ifade etmez. İkincisi; kadının erkeğe benzemesinin sanki şartmış gibi sunulmasıdır. buradaki eleştirilerin önem arz edeni ikincisi gibi görülmektedir.

Kaynakça

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir