Köy Enstitüleri

Köy Enstitüleri Nedir

Cumhuriyet ile birlikte köylere eğitim alanında en sistemli yaklaşımı köy enstitüleri sayesinde sağlanmıştır. Köy enstitüleri denemesi dünya çapında bir girişimdir. Bu girişimle birlikte hem dünya tarihinde hem de Türkiye tarihinde ciddi sonuçlar ve dersler edinilmiştir. Bu girişimi tam anlamıyla kavrayabilmek adına ilk önce Cumhuriyet sonrası Türk eğitim tarihine değinmek zaruridir.

Köy Enstitüleri Tarihi

Cumhuriyetin ilanından sonra yurt dışından birçok bilim insanı ülkemize ya davetler sonucunda gelmiştir ya da zorunda oluşlarından gelmişlerdir. Bu gelişler bugünün modern Türkiyesi’nin yaratılmasında kritik noktaları oluşturmaktadır. Eğitim alanında da bu gelişlerin bir etkisini Prof. J. Dewey’in eğitim alanında verdiği rapor sayesinde erişmekteyiz.

Dewey, sadece ülkedeki siyasal, ekonomik ve bürokratik kadroların yetişmesinin yetmeyeceğini ve bütün vatandaşların yetiştirilmesi gerektiği fikrini ortaya koymuştur. Dewey, toplumsal hayatın merkezini işgal edecek olan eğitimin köyleri görmezden gelinerek hazırlanmasını skolastik bir temele dayandığından eleştirmektedir.

Mustafa Necati beyin Eğitim Bakanlığı zamanında (1927) köy okulları için yenilikçi bir öğretim programı hazırlanmıştır. Lakin yeterli kadroların olmayışı ve siyasi nedenleri sebebiyle bu girişim olumlu sonuçlanmamıştır.

1933 yılında kurulan ”Köy İşleri Komisyonu” sadece köyleri kapsayan ve köylülüğün ihtiyacını giderici bir eğitim sisteminin oluşturulmasını önermiştir. Okullarda eğitim verecek olan öğretmenin köylüler ile bir arada yaşamalı oranın din, dil ve kültürel yaşamını göz önünde tutup içselleşmesi bekleniyordu. Çünkü köylerin eğitim sorunu sadece eğitim sorunu olarak görülmüyor köylerin kalkınması adına bir adım olarak görülüyordu.

İsmail Hakkı Tonguç’a göre, ” köy insanı bu eğitim sistemi ile birlikte öyle gelişsin ki kimse onları kolaylıkla kandırmasın ve kimse onlara köle gibi muamele etmesin. Köylüler şuursuz ve bedava çalışan birer iş hayvanı olmasın. Köylülerde her vatandaş gibi kendi haklarını bilsin ve haklarını savunsun” demektedir.

Köylerde eğitim verecek olan öğretmenleri Tonguç birer kahraman olarak nitelendirmektedir. Bu kahramanlar öyle bir olmalıdır ki köylülerle birlikte yatacak, köylülerle birlikte yiyip, eğlenip hüzünlenecekti. Böyle bir kadronun yetişmesi şarttı çünkü köylülüğe uzaktan dürbünlerle bakanlarla bu işin yürümeyeceği ortadaydı. Bu sebepten dolayı 1939 yılında toplanan Birinci Eğitim Şurasın’da köy öğretmenleri yetiştirmek adına başta Kızılçullu, Çifteler ve benzeri okulların genişletilerek yaygınlaşması kararı alındı.

1940 yılına gelindiğinde 3803 sayılı kanunla köy öğretmeni ve köyde faydalı olabilecek kişilerin oluşturulması adına elverişli topraklarda köy enstitüleri açıldı. Türkiye Cumhuriyetinin değişik bölgelerinde 20 ye aşkın köy enstitüleri açıldı. Köy Enstitüleri 20 bini aşkın köy genci yetiştirdi. Çok partili yaşama geçerken Köy Enstitüleri yapımı köylülüğü zora sokması dönemin birçok politikacısının işine yaradı. 1949 yılına gelindiğinde Köy Enstitülerinin programlarında ciddi değişiklik gerçekleştirildi. 1952 yılında ise isimleri Öğretmen Okulu olarak değiştirilerek yolları kapatıldı.

Köy Enstitüleri ve Toplum Kalkınması

Köy Enstitülerinin köylülüğün kalkınmasında hayati rol oynamıştır. Köyde yetişen gençler eğitim olanaklarından yoksundular. Eğitim almak isteyen gençler ise şehirlere göç etmek durumundaydılar. Böylelikle eğitimli gençler köyden kopmuş oluyor ve eğitim almayanlar ise köyde cahil bir yaşamla burun buruna geliyorlardı.

Enstitülerle birlikte artık bu ikilem ortadan kalkmıştır. Eğitim artık her köy çocuğu için ulaşması imkansız bir halden çıkıyor. Bunun yanı sıra eğitim almak isteyen çocuklar köyden kopmadan bu şanslarını değerlendirebiliyorlar. Üstelik aldıkları eğitim evrensel nitelikler taşırken bir yandan yerel ihtiyaçların karşılanması üzerine şekillendiği için köyün ihtiyaçlarını da karşılıyorlardı.

Gençler toprakla ile ilgili eskiden aldıkları geleneksel bilgilerin yanlışlığından veya eksikliğinden kurtularak daha bilimsel metotlar sayesinde köyde meydana gelen üretimi arttırmayı başarmışlardır. Üretimin artmasıyla birlikte köylülük bir iktisadi özgürlük sürecine girdi. Bu durumdan daha da iyisi eskiden gelen feodal (ağa-kul) ilişkileri bilimsel eğitimin gelişiyle birlikte ortadan kalktı.

Feodal zincirlerden koparılan bir köylülük ve iktisadi süreci bilimsel temelde yürüten bir köylülük Türkiye Cumhuriyetinin her alanda kalkınmasını da beraberinde getiriyordu. Bugün aklımıza gelen birçok aydının Köy Enstitülerinden mezun olduğunu unutmamak gerekir.

Köy Enstitülerinden Mezun Olmuş Aydınlar

  • Dursun Çam
  • Talip Apaydın
  • Fakir Baykurt
  • Adnan Binyazar
  • Tahsin Yücel
  • Ferhat Aslantaş
  • Şükrü Koç
  • Niyazi Ünsal
  • Sami Akıncı
  • Ayşe Baysal
  • Mürüvvet Bilen

Köy Enstitülerinin Sonuçları

  • Köy halkı ve özellikle köy çocukları için eğitimde fırsat eşitliği sağlanmış ve eğitimin yüksek maliyeti düşürülmüştür.
  • Çocuklar köyden uzaklaştırılmamış ve köyle iç içe yaşayan, köyü tanıyan ve köylülüğe önderlik edebilecek bireyler yetişmiştir.
  • Köyün gerek iktisadi gerekse kültürel alanda kalkınması eğitim alan köylü gençlerin ellerine bırakılmıştır.
  • Köy halkının entelektüel bilgi seviyesi genişlemiştir
  • Enstitülerden çıkan öğrenciler gerçekçi köy yazarlığının önderleri olmuşlardır.
  • Köylü bir aydın tipi yaratılmıştır.

Köy Enstitüleri Neden Kapatıldı

Köy Enstitülerine karşı gelen bütün eleştiriler siyasi çevrelerden gelmiş ve tutucu çevreler tarafından ise benimsenmiştir. Dönemin siyasi çevresi göz önüne alınarak Türkiye Cumhuriyetinde sol örgütleri güçlendirildiği ortaya atılmış ve bugün bile tutucu çevreler tarafından konu alınıp tartışılan kadın ve erkeklerin bir arada eğitim görmesine karşı çıkılmıştır.

Yukarıda sayılan sebepler siyasi propaganda niteliğindedir. Köy Enstitülerinin kapatılmasında sınıfsal bir yönü de içerisinde barındırmaktadır. Köy Enstitülerinin işlevde oluşu ile aynı döneme gelen Toprak Reformu aynı doğrultuda bir amaç taşıyordu. Büyük toprak sahiplerinin ellerinde bulunan geniş toprakları devlet tarafından parçalanıp topraksız köylere verilmesi ve köylülerin eğitimi bölgede ki güç sahibi sınıfların tepkisini çekmiştir.

Köy reformu ve Enstitünün kuruluşu ile köylülükten oy bekleyen CHP maalesef reformları gerçekleştirememiş ve kendisi de bir geniş toprak sahibi olan Adnan Menderes ve arkadaşları tarafından kurulan DP ile girdiği siyasi yarışta mağlup olmuştur. DP’nin iktidara gelme sürecinde arkasında birçok iktisadi anlamda güçlü sınıfı arkasında olduğunu söylemek mümkündür. Bu sınıfların başında da geniş toprak sahipleri gelmektedir.

Özetleyecek olursak küresel siyaset ve yerel sınıf çatışması dünya tarihinde benzersiz bir deneyim olan Köy Enstitüleri deneyimini başarısızlık ile sonuçlanmasına sebep olmuştur.

Köy Enstitüleri ile ilgili Kitaplar

  • İsmail Hakkı Tonguç (Köyde Eğitim)
  • Engin Tonguç (Devrim Açısından)
  • Neşet Tınaztepe (Işığa Doğru Çifteler)
  • Fay Kirby (Türkiye’de Köy Enstitüleri)
  • Yakup Kepenek (Türkiye Ekonomisi)
  • Fakir Baykurt ( Köy Enstitülü Delikanlı)
  • Necdet Aysal (Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi)
  • Şerif Mardin (Türk Modernleşmesi)
  • Mehmet Başaran (Özgürleşme Eylemi)
  • Ali Arayıcı (Tonguç ve Eğitimbilim)

Kaynakça

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir