Hint Siyaset Düşüncesi

Giriş

Yazımız beş bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde; Hint Siyaset Düşüncesinin Geliştiği Ortam anlatılacak. Ardından ikinci bölümde; Hint Siyaset Düşüncesinin Gelişmesinde Ticaretin nasıl bir rol üstlenildiği ortaya konulacaktır. Daha sonra üçüncü bölümde; siyasi birliğin sağlanması Hint Siyaset Düşüncesini Nasıl Etkilediğine değinilecektir. Dördüncü ve beşinci bölümlerde ise; Hint Siyaset Düşüncesinde Kralın Rolü ve Hint Siyaset Düşüncesinin Batı Coğrafyasına Etkileri ortaya konularak yazımızı sonlandıracağız.

Sizlere Keyifli Okumalar Dilerim. 🙂

Hint Siyaset Düşüncesinin Geliştiği Ortam

Hindistan’da başlangıçta var olan ve küçük ve dağınık kabileler, ele alınan dönemde, merkezi büyük krallıklar oluşturma sürecini yaşamışlardır. Gerek dinsel görünüm altında olsun, bu süreç, bir yandan çok tanrıcılıktan tek tanrıcılığa doğru bir geçişle, bir yandan da tüm toplumu kapsamayı amaçlayan Budizm’in ortaya çıkması ve gelişmesiyle birlikte oluştuğuna tanık oluyoruz. Tarihten şunu biliyoruz ki, merkezi devletlerin oluştuğu pek çok yerde gözlemlenen olgu, tüm toplumu birleştirici bir ideolojinin de varlık kazanmış olduğudur. İşte, Hindistan’da gözlemlenen bu süreç, bu gerçeğin ilk örneklerindendir.

Hint Siyaset Düşüncesinde Ticaretin Önemi

Ticaret de bu arada gelişecekti. Ancak, sürecin başlangıcında Brahmanlar toplumdaki en etkin kasttı. Vedizm ve Brahmanizm ise özel toprak mülkiyeti rejiminin bulunmadığı, ekilebilir toprakların dönüşümlü olarak işlendiği bir dönemin ürünüdür.

Kabile yapısının çözülme sürecine girmesiyle Vedizm ve Brahmanizm geride kalmaya başladığı gibi, giderek daha çok toplumsal etkinlik ve saygınlık kazanan tacirlerin yeni durumlarıyla da çelişkiliydi. Bu çelişki başlıca iki nedeni vardı: Birincisi; tacirler, Südralar’a (işçi,köle) en yakın kast içinde, küçük el sanatları ile uğraşanlar, tarımcı köylüler düzeyinde görünüyordu. İkincisi; Brahmanlar’ın dinsel törenlerdeki adaklarından kendilerine çıkardıkları payın nitelik ve nicelikçe büyüklüğü, artı ürünün gerçekten çok büyük bir bölümünün, metal sikkeler döneminin başlamış olmasına karşın, yeniden üretime yatırılmaması, artı ürünün tacirin elinde toplanmasının önünde en büyük engeldir.

Brahmanlar, artı ürünün büyük bölümünü tüketim amacıyla kendilerine alıkoyuyorlardı. Buna karşılık, Budizm, tacirlerden yana çıkıyor, ticaret yollarının güvenliğinin sağlanmasını istiyordu. İşte Buda öldükten sonra da öğretisinin yayılması, bu öğretinin hızla gelişen bir toplumun gereksinimlerine uygun olmasındandır.

Hindistan da Siyasi Birliğin Sağlanmasının Etkisi

Brahmanizm, büyük krallıklar öncesi dönemde gelişmişti. Siyasal birliği sağlayan, iktidarlarını pekiştiren kralların Brahmanlar’ın üstünlüklerine son vermek istemeleri doğaldı. Kşatriyalar (Brahmanlardan sonra gelen kast sınıfı) kralın yanındaydı. Öte yandan; ticaretin gelişmesinin devletin gücünü arttıracak olduğu da açıktı. Budizm’in tacirlerin yanı sıra Kşatriyalarca da tutulmasının önemli nedeni de, Budizm’in Brahmanizm’e bir tepki olmasıydı. Upanişadlar’ın Brahmanist ilkeleri sarsıcı özellikleri anımsandığında, aynı olgu Kşatriyalar’ın Upanişadlar’ı yönlendirmelerinde de görülür. Kautilya’nın bir kutsal kural ile kral buyruğu çatıştığında kralın buyruğunun geçerli olacağını öne sürmesi, Asoka’nın Budizm’i benimsemesi aynı açıdan değerlendirilmelidir.

Hint Siyaset Düşüncesinde Kralın Rolü

Hint siyasal düşüncesinin ana motiflerinden biri de, krallıkla ilgili düşüncelerin ortak yönü, kralın yokluğu durumunda anarşinin baş göstereceği düşüncesidir. Bu da ”matsyanyaya” düşüncesi. Buna göre; nasıl denizlerde ve nehirlerde büyük balık küçük balığı yutarsa insan topluluklarında devlet öncesi durumda olduğu gibi güçlüler, güçsüzlere istediklerini yapabilirdi. Bu nedenle ülkede güçlü bir kral egemen olmalıydı. Kralın ne denli güçlü olursa, düzen de o ölçüde sağlanabilirdi. Bu düşünce başlangıçta Brahmanlarca ortaya atılmıştır. Örneğin, Satapatha Brahmana’ya göre, ” Ne zaman bir kuraklık olsa; güçlü, güçsüzü yakalar, çünkü o zaman yasa, su olmuştur.” Kuşkusuz, Brahmanizm, bu düşünceyi kendi çıkar düzeni açısından işlemiş bulunuyor. Fakat, krallıkların güçlenmesiyle ”matsyanyaya” öğretisi daha bir anlam kazanacaktır. Budizm’in, düzeni sağlamayı kralın başlıca görevlerinden biri olarak göstermesi, Kautilya’nın kralın olabildiğince kendisini güçlü kılmasını istemesi bu öğretiye uygun düşüyor.

Hint Siyaset Düşüncesinin Batı Düşüncesine Etkisi

Hint Siyaset Düşüncesi
Hint Siyaset Düşüncesi

Kautilya’nın Artha-sastra’yı yazarken amacının devletin, ülkesini genişletmesinin ve gücünü olabildiğince arttırmasının yol ve yöntemlerini göstermek istemiş olmasının da, incelenen siyasal düşünce gelişimi açısından Artha-sastra’nın asıl önemli yanı onun, Machiavelli’nin hükümdar’ını öncüsü olmasıdır. Bir başka deyişle, Batılı yazarların özgün yapıt gibi tanıttıkları Hükümdar’ın hiç de öyle olmadığı açıkça ortadadır.

Hint düşüncesinin Batı’ya bu etkisi bir yana, daha da önemlisi, bir başka yazılarda ele alacağımız, Kinikler’e, Stoacılar’a bir temel oluşturmuş ve gerek doğrudan doğruya ve gerekse Stoacılar üzerinden Hıristiyanlık’a katkıda bulunacak olmasıdır. Hiç kuşkusuz, Asoka’nın Budizm’i yaymak için Batı’ya gönderdiği rahip ve keşişler, bu alanda en büyük işlevi yerine getirmiş bulunuyorlar.

Kaynakça

  1. D.D.Kosambi: Ancient India-A History of its Culture and Civilzation;Pantheon Books, New York, 1965
  2. Yetkin, Çetin. Siyasal Düşünceler Tarihi I. İstanbul: Gürer Yayınları, 2012
  3. Maurizio Taddei: India; İtalyancadan İngilizceye çeviri Kemal Kuşçu, İrfan Yayınevi, İstanbul, 1965.
  4. John W.Spellman: Political Theory of Ancient Indıa – A Study of Kingship from the earliest times to circa AD 300; Clarebdon Press, Ozford, 1964

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir