Fransız Devrimi

Batı toplumlarının gerçekleştirmiş olduğu dönüşüm ve değişim temelinde yatan nihai sebeplerden ilki Endüstri Devrimi olsa da Fransız Devrimi bu nihai sebebin bir diğeridir. Fransız Devrimi bununla birlikte Eski Çağ’ı kapatan ve Yeni Çağ’ı başlatan bir olaydır. Lakin unutulmamalıdır ki dünya tarihini en derinden etkileyen olaylar bir gece de meydana gelmemiştir. Tam tersine arkasında uzunca yıllar ve birikimler sonucunda meydana gelmiştir.

Fransız Devrimi’ni sadece 14 Temmuz 1789 günü ile sınırlandırmak konunun açıklanmasını ve kavranmasını oldukça zora sokacaktır. Dolayısıyla Fransız Devrimi’ni ”Yeni Çağ” ile birlikte ortaya çıkan yeni olanakları iyi değerlendiren, ”Eski Çağ” içerisinde iktisadi üstünlüğü ele geçire, geniş halk kitlelerin bilinç ve örgüt düzeyinin artması, yeni oluşmaya başlayan ve iktidarı ele geçiren burjuvazinin var oluşu gibi etmenler göz önüne alınarak değerlendirilmelidir.

Fransız Devrimi’ni Anlamak

Fransız Devrimi, günümüz çağdaş siyasal hayatında ki anlamıyla herhangi bir siyasal partinin veyahut bir siyasal program etrafında toplanmış insanların sistemli bir biçimde yürüttüğü bir faaliyet değildir. Bunun yanında oldukça uyumlu toplumsal grup içerisinde ortak bir düşünce bütünlüğünün olduğunu söylemek doğru olacaktır. Bu toplumsal grup burjuvazidir; bu grubun fikirleri ise bizlerin klasik liberalizm dediğimiz düşüncelerdir.

Bu açıdan incelendiğinde ise klasik liberalizmin düşünürleri devrim karşısında sorumlu olabilirler. Lakin Fransız Devrimi bu filozoflar olmadan da gerçekleşebilirdi. Lakin eski sistem ile yeni oluşmaya başlayan sistem arasında ki salt farkı bu filozoflar koymuşlardır.

Fransız Devrimi Nedenleri

1789 yılında başlayan siyasal ayaklanmanın adı olan ”Fransız Devrimi”nin nedenleri bugünkü akademi dünyasında ortak bir tavırla seslendirilmemektedir. Bu ortak tavrın olmamasının ardında yatan nihai sebep ise ideolojik bir bakış açısı ile olayların değerlendirilmesinde yatmaktadır. Kimileri Fransız Devrimi için Aydınlanma’nın entelektüel hareketi olarak lanse ederken, kimi düşünürlerde ezilen mazlum sınıfların feodal sınıfı alt edişi olarak nitelendirmektedir.

Bu ayrışmanın yanında genel nitelikleri ve tarihsel gelişimi göz önüne alındığında ortak bir nedenler silsilesi meydana gelmektedir. Bunları sınıflandırmak gerekirse; ilki teorik nedendir. İkinci neden ise Fransız Devrimi’nin meydana gelmesine yol açan görünen nedendir.

Fransız Devrimi Teorik Neden

Fransız Devrimi’nin meydana gelmesinin başlıca iki nedeni bulunmaktadır: Bunlardan ilki olarak nitelendirdiğimiz içsel nedenlerdir. Bunlar; burjuvazinin eski düzenden kalma olan feodalitenin kalıntılarından kurtulma isteği ve buna bağlı olarak Endüstri Devrimiyle birlikte başlayan dönüşümü en yüksek aşamaya çıkartma talebidir. Fransız Devriminin ikinci nedeni ise dışsal nedenlerdir. Bu ise; Batı dünyasının egemenliğini elinde tutma isteği olarak nitelendirebilir. Çünkü Fransız Devrimi, İngiliz egemenliğine bir cevap niteliğindedir.

Fransız Devrimi Görünen Neden

Görünen neden olarak 17. ve 18. yüzyılda uygulanan yetersiz vergi sistemi olduğu söylenebilir. Kralın savurganlığı ve dünya siyasetinde meydana gelmiş olan Amerikan Devrimine katılması ”dev bir kamu borcu”nu da beraberinde getirmiştir. Bu devasa borca kralın maliyecileri bir çözüm üretememişlerdir. Bu gelişmenin ardından 16.Lui uzun süredir toplamamış olduğu ”Sınıflar Meclisini” 5 Mayıs 1789 yılında Versailles’de toplamıştır.

Mecliste oy kullanmanın nasıl olacağı ile ilgili çıkan anlaşmazlık büyük bir kaosa sürüklemiş ve böylelikle Fransız Devrimi meydana gelmiştir.

Fransız Devrimi’ne Doğru

Bastilla Kalesi Saldırısı

Krala karşı bir başkaldırı başlatan meclis 17 Haziran 1789’da ”Ulusal Meclis” olarak kendisini ilan etmiştir. Bununla birlikte 16. Lui’nin Necker’i görevinden çekmesini bahane eden kızgın halk yığını 14 Temmuz 1789 yılında hapishaneleri de kullanarak Bastilla kalesine saldırmış ve burayı ele geçirmiştir.

Diğer bir taraftan ise Devrimcilerin ”ulusal ordu” ve ”Belediye İdaresi Commune” kurduğunu ve ordunun başına ise Amerikan’da gönüllü olarak savaşmış La Fayette’yi getirdiğine şahit oluyoruz.

Ulusal Meclis artık nitelik olarak değişim geçirmiş ve ”Kurucu Meclis” statüsüne ulaşmıştır. Kurucu Meclis 4 Ağustos 1789 yılında ise o güne kadar birçok imtiyazlarla hayatlarını sürdüren feodallerin tüm imtiyazları kaldırmıştır. İleride bu imtiyazlara yeniden ulaşmak için birçok çaba içerisine girilmiş hatta muhafazakarlık ideolojisi bu çerçevede meydana gelmiştir.

Tarih 26 Ağustos 1789’a gelindiğinde ise bir başlangıç kısmı ve 17 maddeden meydana gelen ”İnsan ve Yurttaş Hakları Demeci” yayınlanmış ve toplumun hukuksal temeli atılmıştır. Bu demeçle birlikte devrimin sloganı olacak olan ”eşitlik”, ”kardeşlik” ve ”özgürlük” kavramları somutlaşmıştır.

Tüm bu olaylar yaşanırken Fransız kralı ülkesinden kaçma girişimine başvurur. Diğer Avrupa hanedanları Fransa kralına desteklerini bildiren ”Pillnitz Demeci”ni yayınlarlar. Lakin bu demeç devrimcileri daha radikal bir hale sokmaktan başka bir işe yaramaz. Bu olayın ardından 20 Nisan 1792’de Fransız İhtilali Savaşları başlar, kral ve kralice vatana ihanetle suçlanarak 21 Eylül 1792 yılında ihtilalciler tarafından monarşi tamamıyla kaldırılır.

Monarşinin kaldırılmasıyla birlikte 1.Cumhuriyet ilan edilerek 16.Luis Ocak 1793 yılında idam edilir.

Kralın idamı ülke genelinde büyük bir yankı uyandırmıştır. Kral yanlıları ülkenin birçok bölgesinde isyana kalkışmış bunun üzerine Robespierre ”Terör Yönetimi”ni devreye sokarak hem isyanları bastırmış hem de siyasi rakiplerini idam etmiştir. İsyanlarla birlikte ”Kamu Selameti Komitesi” ve ”İhtilal Mahkemeleri” kurulmuş ve binler kişiyi idam etmişlerdir.

Robespierre’nin başını yürütmüş olduğu bu sistem ”Meclis Darbesi” ile son bulmuş bu darbenin hemen ardından Robespierre ve arkadaşları idam edilmiştir. Yerine kurulan ve beş kişiden oluşan ”Directoire” adındaki yönetim kurulu eski düzeni topyekün ortadan kaldırmıştır. İstikrarın sağlanamaması ve iktisadi anlamda bunalımlar halkta bir bıkkınlık havası yaratmıştır.

Tamda bu bıkkınlık havası içerisinde halk hoşnutsuzken savaşta sivrilmiş olan genç general Napoleon Bonaparte Direktör olan Sieyes’i yanına katmış ve hükümet darbesini gerçekleştirmiştir. Sieyes, Ducos ve Napoleon dan oluşan ”Konsüllük Yönetimi” bütün siyasi güçleri Napoleon’a teslim etmesiyle artık Fransa’da bir askeri Monarşi kurulmuştur.

Napoleon 18 Mayıs 1804’de ”Birinci Napoleon” adı ile imparatorluğunu ilan etmiştir. Görüleceği üzere mutlak monarşiye karşı yürütülen ve kazanılan mücadele bir Askeri Mutlakiyet ile son verilmiştir.

Fransız Devriminin Sonuçları

Devrimin temelde iki önemli sonucu olmuştur; mutlak monarşinin yıkılmasıyla birlikte egemenliğin halktan geldiği inancının yerleşmesi ve bunun sonucunda imtiyazların kaldırılmasıyla eşitlik inancının benimsenmesi. Bir diğer sonuç ise Fransız Devrim Savaşları ve Napoleon Savaşları ile birlikte Orta Çağ Avrupası’nın siyasi yapısı yıkılarak modern liberalizmin yollunun açılması

Kaynakça

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir