Feminizm Nedir Kısaca

Feminizm Kavramı

Feminizm, kökeni Latince’ den gelen ve anlamı kadın olan ”femine” kavramından gelmektedir. Feminizmin yaklaşımı, kadının sadece kadın olduğu için toplumsal baskı, küçükleştirme, yetersiz görülme, aşağılanma ve ayrıcalıklara maruz kalma ilişkisini inceleyen, her türlü ırksal, dinsel, kültürel ve ulusal faktörler göz önüne alarak kadınların maruz kaldığı zorbalığı inceleyen bir bilim olarak değerlendirilmelidir.

Feminizm algısı ilk olarak 18. yüzyılda İngiltere’de ortaya çıkmıştır.1792’de yayınlanan Mary Wollstonecraft’ınA Vindication of the Rightsof Women” adlı eseriyle de ilk akademik camiaya girmiştir. Feminizm algısının ilk olarak İngiltere de çıkması gayet doğaldır. Çünkü; İngiltere sanayileşme girişimlerini dünyada ilk gerçekleştiren ve emek sömürüsünün üst seviyelere çıkartmış bir devletti. O vakte kadar kadın, sadece ev ve kocasının istekleriyle bir yaşam sürüyordu. Lakin Kapitalizm ile birlikte kadın, erkeğe kıyasla daha ucuz iş gücü konumuna geldi ve erkeğe oranla kapitalizm için biçilmiş kaftan oldu. Böylelikle kadın işçi sınıfı içerisinde en çok ezilen ve sömürülen bir varlığa dönüştü.

Feminizm, kadın-erkek ayrıcalığına dur diyen, cinsiyetler arasında sosyo-kültürel, siyasal, ekonomik ve toplumsal cinsiyet eşitliğini savunan bir yaklaşımdır. Bunun yanı sıra feminizm, sosyoloji, felsefe, politika ve etik alanlarından meydana gelmektedir. Feminizmin genel amacı; toplumda var olan cinsiyetler arasında ki ayrımcılığı sonlandırmak, kadının özgürlüğünü sağlamak, insani temel haklarını sağlamaktır. Bununla birlikte feminizmin diğer bir amacı ise; toplumda tarihsel gelişmenin sonucu olan ”ataerkil” kültürü sonlandırmaktır.

Bell Hooks’unFeminism is for Everybody Passionate Politics” adlı eserinin giriş kısmında feminizmi, cinsiyetçilik veya cinsiyetçi sömürüyü ve zulmü sona erdirmek için bir hareket olarak tanımladığını görmekteyiz.’

Yukarıda yapılan tanımlama sonucunda, toplumda meydana gelen cinsiyet eşitsizliği ve bu eşitlik sonucunda kadının toplumda maruz kaldığı şiddet, cinsiyetçi sömürü, kısıtlamalar, zorbalıklar gibi birçok sorun kadınlara bu haksızlıklara karşı direnme yetkisini vermektedir.

Feminizm, biyolojik bakış açısı olmaksızın toplumda kadın ve erkek arasında eşitsizliğe varan bir çatışmanın var olduğunu ileri sürer. Bu çatışma hiçbir biyolojik faktör olmaksızın sadece toplumların gelişmesinde meydana gelen ve eşitsiz bir şekilde gelişen iktisadi gücün sonucu olduğunu vurgular.

Mitchel’e göre feminizm, “…kadınların kendi aralarında bir dayanışma yaratarak, erkek egemen dünyanın norm ve değerlerine, cinsiyetçi politikalarına karşı başlatmış olduğu mücadele” olarak tanımlamaktadır.”

Feminizmin Tarihsel Süreçleri

Feminizmin tarihsel süreçleri tanımlama gibi birçok farklı bakış açısı ile bizlere sunulmaktadır. Bazı düşünürler birinci feminist dalga ve ikinci feminist dalga şeklinde ikiye ayırırken, başka düşünürler bir, iki ve üç şeklinde bir kronolojik sıralama yapmaktadır. Biz bu yazımızda daha ayrıntılı bir biçimde süreçleri inceleyeceğimiz için birinci feminist dalga, ikinci feminist dalga ve son olarak üçüncü feminist dalga olarak yazımızı sürdüreceğiz.

Birinci Dalga Feminizm

Tarihsel olarak Birinci Feminist Dalga 19.yüzyıl sonları ve 20. yüzyıl başlarını kapsamaktadır. Wollstonecraft’ın Kadın Haklarının Savunusu” adlı yapıtı bu sürecin temelini oluşturmaktadır. Çünkü, bu eserde Wollstonecraft’ın çizmiş olduğu talepler o günkü kadın hareketinin temel dinamiklerini oluşturmaktaydı. Wollstonecraft’ın çizmiş olduğu temel talepler; genel oy hakkı, eğitimde fırsat eşitliği ve kadınların mülkiyet edinebilmek haklarını kapsamaktadır. Bu talepler zamanın temel haklarını kapsamaktaydı. Amerikan Bağımsızlık Savaş sonrası elde edilen haklar, Fransa ”İnsan Hakları Bildirgesi” gibi insanlara hakların veren bu haklar ne yazık ki kadınları göz ardı edilerek hazırlanmıştı. Bundan dolayı dönemin feminist hareketleri sosyal ve siyasal alanlarda bu eşitliğe dur diyecek taleplerde bulunmaya yönlenmişlerdir.

Doğal Haklar düşüncesinden gelen feminist düşünürler bu dönemde kadınların birer yurttaş statüsüne gelmesi için büyük çaba göstermişlerdir. Bununla birlikte kadının sadece ev işleri ile kısıtlandığın ve özgürlük alanının sadece ev ve çevresi ile sınırlı olduğunu söyleyerek ev dışında bir özgürlük alanı için mücadele etmişlerdir.

Birinci Feminist Dalya bir bildirgeler dalgası olarak söylemek mümkündür. Bu dönemde ortaya konulan sorunlar bildirge düzenleyerek ve imza kampanyaları ile aşılmaya çalışılmıştır. Bu dönemin en tipik sorunu kadının oy hakkına sahip olmayışı ve yurttaş statüsünde olmamasıdır.

Bu sorun Birinci Dünya Savaşının sonunda başta Almanya, Rusya, ABD, İngiltere ve 21 başka ülkenin kadınlara yurttaşlık hakkını ve oy kullanma hakkın vermesiyle bu sorun alışmıştır.

İkinci Dalga Feminizm

İkinci Feminist Dalga 1960 lı yılları kapsamaktadır. Bu yıllar dünyada gerçekleşen özgürlük hareketleri yılı olarak da nitelendirmek olasıdır. Bunun yanında bu yılın başka bir önemli yanı sağlık alanında ve özellikle doğum alanında gelişen gelişmelerdi. Bu dalganın yaşandığı dönemde kadınların gelişen sağlık teknolojilerden faydalanmasının önünde bir çok tutucu yasa ve bunun yanında ataerkil zihin yapısı yatmaktaydı. Bu sebepten dolayı bu dönemin feminist söylemleri dünyanın her yanında ki kadınların var olan teknolojik gelişmelerden tutucu yasalar olmaksızın kullanma özgürlüğünün sağlanması talebidir.

Kadınlar bu dönemde ne kadar yasa önünde erkeklerle eşit haklara sahip olsalar da günlük yaşamda bunun pekte böyle olmadığı açıkça anlaşılmaktaydı. İkinci Feminist Dalga bu sebepten dolayı günlük yaşamda kadınların yaşamış olduğu zorluğu biyolojik bir bakış açsıyla değil erkek egemen kültürün güç kaybetme korkusundan dolayı kasıtlı bir biçimde sürdürdüğü görüşünü taşımaktadır.

Bu düşünce;

Simone de Beauvoir’ın “kadın olunmaz, kadın doğulur” sözü ve “İkinci Cins” adlı eserinde de “Kadınların kurtuluşu karınlarından başlayacak” şeklindeki sözleriyle sloganlaşmıştı.”

Bu dönemin temel söylemlerinden ilki; kadının ev hayatında ki konumunun eşitsizliği derinleştirdiği ve kadın ile erkeğin ev işlerin de bir eşitliğin sağlanması bununla birlikte kadın ve erkeğin özel bir hayatı olması gerektiği düşüncesidir. İkinci temel sav ise; erkeklerin kadınların vücutlarında söz haklarının olmaması ve her kadının doğum kontrol gibi ilaçlarla gebeliğe kendisinin karar verme özgürlüğünün olmasıdır. Anlaşılacağı üzere bu dalga genellikle beyaz yakalı kadınların ve üst sınıfa ait kadınların söylemi üzerinden şekillenmiştir.

Bu dönemin feministleri, hem ideoloji ve bilim hem de özel hayat, günlük yaşam ve siyasal alanda birçok mücadele yürütmüşlerdir.

Üçüncü Dalga Feminizm

Üçüncü Dalga Feminizm 1990’lı yıllarda ikinci dalga feminizme karşı olarak doğmuştur. Bu karşı duruş ikinci dalga feminizmin sadece orta ve üst sınıf kadınların kapsayıcı bakış açısına karşı oluşmuştur. Bununla birlikte üçüncü dalga feminizm ikinci dalga feminizme oranla daha geniş bir yelpazeye hitap etmeyi kendisine amaç edinmiştir. Bu sebepten dolayı ikinci dalga feminizmin dar konu aralığından ziyade hemen hemen tüm konularda görüş bildirmiştir. Üçüncü dalga feminizm, ikinci dalga feminizminin tek tip bir evrensel kadın tiplemesine tamamıyla karşı çıkmış ve hiçbir sınıfsal, ırksal, dinsel bir ayrımcılığa girişmeden evrensel düzlemde bireysel olarak ilgilenilmesi gerek bir sorun olarak somutlaştırmıştır.

Üçüncü dalga feministler daha çok kadına şiddet, cinsellik, kadının güçlendirilmesi gibi mikro politikalarla ilgilenmişlerdir.”

Josephine Donovan üçüncü dalga feminizmi, tüm politik kimlikleri reddeden, sosyalist ve post modern grup içerisinde kendisini tanımlayan bir düşünce olarak tanımlar. Bu dönem feministler post modern ve post yapısalcı bir bakış açısıyla tarih sahnesinde o güne kadar gerçekleşmiş hareketlerden gerekli teorik ve pratik bilgiler üzerine bir zihinsel konuma geçtiğini söylemektedir.

Kaynakça

Gün Taş (2016), FEMİNİZM ÜZERİNE GENEL BİR DEĞERLENDİRME: KAVRAMSAL ANALİZİ, TARİHSEL SÜREÇLERİ VE DÖNÜŞÜMLERİ, Akademik Hassasiyetler, Cilt 3, Sayı 5, 2016, 0 – 0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir