Demokrasi Kelimesinin Anlamı

Demokrasi kelimesinin anlamı hakkında konuşmadan önce tarihsel bağlarını ve dil bilim açısından gelişimine değinmek oldukça hayati bir önem taşımaktadır. Çağımızda büyük bir tartışma götüren söylemlerin başında şüphesiz ki ‘demokrasi’ kelimesi yatmaktadır. Üzerinde bu kadar tartışma yürütülmesinin yanında demokrasi kavramıyla ilgili herhangi bir ortak tanım söz konusu değildir. Demokrasi kavramını kimileri ‘adalet-hürriyet’ kavramları üzerinden tanımlamaya çalışmış kimileri ise onun iktisadi boyutunu göz önüne alarak kapitalizm ve sosyalizm ile ilişkisini didiklemiştir.

Bunların yanı sıra demokrasinin siyasal boyutunu ikincil plana iten ‘sosyal demokrasi, iktisadi demokrasi ve sanayi demokrasisi’ gibi kavramlar günümüzde demokrasi başlığı altında ele alınan konulardır. Ne kadar ele alınışları bakımından demokrasi kavramıyla iç içe deolsa demokrasi hala kişilere göre tanımlanmakta ve kavram kargaşasına yol açmaktadır.

Demokrasi Nedir

Bizler bu yazımızda demokrasiyi siyasal alanda değerlendirmekteyiz. Çünkü, siyasal demokrasi olmaksızın diğer demokrasi türlerinden olan; iktisadi, sanayi ve sosyal demokrasinin olması mümkün değildir. Çalışmanın amacı bu açıdan siyasal demokrasinin hangi sınırlarla çevrili ve kavramsal olarak neyi ifade ettiğini saplamaktır.

Demokrasi Kavramı

Tanımlaması en zor kavramlardan biri olan demokrasinin çıkış noktası Antik Yunan’a dayanmaktadır. Demokrasi kavramı ‘Demos’ sözcüğünde türemektedir. Antik Yunanlılar bazen demosu; ‘halk, fakir, çoğunluk, Atinalı ve insanlar’ anlamlarında kullanmışlardır. Bu kadar çok farklı anlamı kendi içerisinde barındırmasının altında yatan siyasal neden; dönemin aristokratları ellerinden zorla alınan siyasal gücün sahiplerini küçümsemek adına kullanıldığı anlaşılıyor.

Buna rağmen democratia kelimesi Antik Yunanda var olan site yönetimleriyle Atina’da var olan site yönetimini birbirinden ayırt etmek ve Atina’nın yönetimini açıklamak için kullanmışlardır.

Halk

Halk yani Demos kavramı bugünkü anladığımız anlamdan oldukça uzak bir anlam taşımaktaydı. Demos kavramıyla Antik Yunanlılar genellikle toprak sahipleri, küçük mülk sahipler, köle sahipleri ve özgür erkekleri nitelemek amacıyla kullanmaktaydılar. Görüleceği üzere ‘halk’ kavramı oldukça sığ ve özel mülkiyet ile çevrelenmiş bir boyuttaydı. Bir başka dikkat edilmesi gereken nokta ise; isterse mülk sahibi olsun bir kadın ‘halk’ kavramının içerisinde yer alamıyordu. Siyasal anlamda kadın ‘köle’ ile aynı statüdeydi.

Görüldüğü üzere Antik Yunan’da ortaya çıkan demokrasi mülkiyet temelindeydi. Bugünkü anlamda halkın kendi kendisini yönetme algısının oldukça uzağında sadece mülkiyeti olan erkeklerin diğerlerini yönetme kısırlığı içerisindeydi. Lakin günümüzden bakılarak geçmişi eleştirmek sadece bir yanılgı doğuracağından dönemin aristokrat zihniyetinden ve monarşi geleneğinden uzak bir yapıda olduğunu vurgulamak hakkını teslimiyeti açısından önemlidir.

Demokrasi Anlayışı İlk Kez Hangi Toplumda Ortaya Çıkmıştır

Atina, köleler, kadınlar ve yabancılar haricinde yetişkin olan herkesin eşit siyasal haklara sahip ilk ve yetkin doğrudan demokrasi örneği olarak tarih sahnesinde karşımızda durmaktadır. Bilinen ilk ve en yetkin doğrudan demokrasi örneği olan Atina Demokrasisi Salon Yasaları üzerinden inşa edilen Kleisthenes reformlarıyla gerçekleştirilen demokrasi kavramı içerisine, yurttaşlık, yerellik ve eşitlik unsurlarını katan tarihsel bir örnektir.

Demokrasi kelimesinin anlamı adlı yazımızda tarih sahnesinde ilk karşımıza çıkan demokrasi örneğinin ilkesel yapısı; mülkiyet odaklı, şekli bakımdan cumhuri, erkil zihniyet yapılı, kent doğumlu, seçim yöntemli yurttaşlık, yerellik ve eşitlik üzerinde kurulmuş bir demokrasi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bilindiği üzere Antik Yunan demokrasisi iki yüz yıl yaşadıktan sonra çeşitli sebeplerin sonucunda yıkılmıştır. Lakin bu yıkılış dünya demokrasisi açısından etkisini yitirmekle kalmayıp kendisinden sonra gelen Roma’nın siyasi ortamını etkilemiştir. Tarih sahnesinde Cumhuriyetin ilk örneklerinden olan Roma Cumhuriyeti kendi içerisinde Atina Demokrasisi barındırmaktadır.

Demokrasinin Temel İlkeleri

Modern Demokrasi tanımı yapılırken en çok atıfta bulunulan Robert Dahl, demokrasinin şartları konusunda genellikle kabul edilen yedi şart belirtmiştir. Bizlerde demokrasi kelimesinin anlamı hakkında yazdığımız bu yazımızda Dahl’e değinmeden geçmek istemedik.

Robert Dahl demokrasinin asgari usulleri;

  • Devlet politikaları ve hükümet kararlarının kontrol yetkileri anayasa tarafından belirlenmiş organların elinde toplanması.
  • Seçilmiş organların sık sık düzenlenen seçimler yoluyla görevlerine gelmesi.
  • Tüm yetişkinlerin seçimle gelen hükümetleri seçme olanağına sahip olması.
  • Vatandaşların siyasal olaylar karşısında herhangi bir ceza tehdidi olmadan düşüncelerini paylaşabilme olanağına sahip olma.
  • Vatandaşların alternatif bilgi kaynaklarına ulaşabilme olanağının olması ve bu kaynakların devlet tarafından güvence altına alınmış olması.
  • Bütün yetişkinlerin siyasal organları seçebilmeleri adına oy haklarının olması.
  • Vatandaşların bağımsız siyasal parti ve çıkar gruplarına katılabilme ve şekillendirebilme yetilerine sahip olma.

Bu teori göz önüne alındığında demokratik bir yönetim biçimi şu şekilde karakterize edebilmekteyiz; ”Demokrasi, genel, özgür, eşit seçim hakkı, partiler arası rekabet, tüm yurttaşlar için sağlıklı bilgi edinme, düşünce, muhalefet ve koalisyon özgürlüğü, oy hakkı sayesinde yöneticilerin düzenli olarak seçimle gelme, seçimle gitme imkânına sahip olduğu bir yönetim biçimidir.”(Schmidt:21)

Eşitlik ve Özgürlük

Demokrasi denildiğinde akla ilk gelen özgürlük ve eşitlik ilkeleridir. Buradan bir bireyin istediği her şeyi her zaman yapabilme özgürlüğü akla getirilmemelidir. Demokrasinin özgürlük ve eşitlik anlayışına yüklediği anlam; kişinin var olan haklarının anayasal güvence altında olması ve diğer yurttaşlar ile eşit koşullarda bulunması anlamını taşımaktadır. Bu çerçevede özgürlük; eğitim, çalışma, sağlık, ulaşım, seyehat, haberleşme vb. haklar kastedilmektedir. Özellikle demokrasi ile iç içe girmiş anlamı ise düşünce özgürlüğüdür.

Bir bireyin herhangi bir ceza ile tehdit edilmeden düşüncelerini özgürce paylaşamadığı bir düzen demokratik olarak sayılamaz.

Siyasal Temsil

Siyasal Temsil kavramı demokrasinin olmazsa olmaz ilkelerinden bir tanesidir. Çünkü demokrasinin bilenen tanımına göre ‘halkın kendi kendisini yönetme’ tanımı kendi içerisinde kısırlık barındırmaktadır. Çünkü bir yönetme işlemi yönetilen olmaksızın bir ifade etmemektedir. Bu sebepten dolayı bir anlam kargaşası ortaya çıkmaktadır. Zaten geniş nüfus ve diğer olanakların olmayışından dolayı doğrudan demokrasi günümüzde var olmayan bir konudur.

Bu sebepler göz önüne alındığında geniş halk kitlesinin yönetimde var olan kişileri seçme ve kendilerini temsil etme yetkisini vermesi demokrasinin temel ilkelerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Siyasal Katılım

Katılımcılık ilkesi demokrasinin bir diğer ilkesidir. Bu ilkede halkın kendisini yönetecekleri belirledikten sonra siyasal alana müdahale edebilme yetisidir. Bu müdahale siyasal partiler yoluyla olabileceği gibi diğer çıkar gurupları sayesinde de olabilmektedir. Halk kendisini yönetenleri seçtikten sonra ki müdahalesi hatta bizzat değişim talepleri demokrasinin vazgeçilmez ilkelerinden bir tanesi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Haklar

Haklar geniş bir kavramsal bütünlüğü içerisinde barındırmaktadır. Temek hak ve özgürlükler bağlamında değerlendirildiğinde ”insan hakları”, ”anayasal haklar”, ”kişi hakları”, ”vatandaşlık hakları” ve ”kamu özgürlüğü” gibi hakları kendi içerisinde barındırır. Haklar demokrasi açısından oldukça önemli bir kavramdır. Çünkü demokrasinin özgürlük söylemi haklar kavramıyla somutlaşmaktadır.

Kaynakça

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir