Bürokrasi Ne Demek

Bürokrasi kavramı tanımlama yapılırken geçmiş düşünürlere göre yani kişilere göre tanımlama yapılmaya gidilmiştir. Kimi düşünürler bürokrasi tanımlaması yaparken geçmişte bu kavramı tanımlayan Marks veyahut Weber bakış açılarıyla tanımlamaya gitmektedir. Bazı düşünürler ise kapitalizmin geçirmiş olduğu evrimsel süreç içerisinden bürokrasi tanımlamasına gitmektedir. Türkiye Cumhuriyetinde ise bürokrasi tanımlaması genellikle geçmiş düşünürlerin konu ile ilgili yaptığı tanımlamalar ile bürokrasiyi açıklamaya gitmişlerdir.

Bürokrasi Nedir

Weberyen Bürokrasi

Weberyen Bürokrasi, örgütlenmenin yasal-ussal temelle ilişkili olarak modern toplumda devletin toplum üzerindeki otoritesini, iş bölümünü, planlamasını ve hiyerarşik yapısını tanımlama yoluyla açıklama sağlamaktadır. 20. yüzyıllarda Max Weber bürokratik örgütlenmeyi ideal bir form olarak nitelendirmiştir.

Weberyen Bürokrasi Temel Özellikleri

  • Resmi yetki alanları yasalar, kurallar ve yönetmeliklerle belirlenmelidir.
  • Gerekli görünen çalışma alanları, remi görevler olarak nitelendirilmelidir.
  • Belirlenmiş görevler nitelikle personeller aracılıyla yerine getirilmelidir.
  • Denetim ast-üst biçimde hiyerarşik yapı sayesinde sağlanmalıdır.
  • Modern devlet bürokrasisinin dayanağı yazılı metinlerdir.
  • Yetki ile donatılmış bürokratların tüm kapasitesi kullanılmalıdır.
  • İş yerinde ki her türlü düzenleme kurallarla sağlanmalıdır.

Marksist Bürokrasi Kuramı

Marksist Bürokrasi Kuramı, kapitalizm, devlet ve sınıflar arasında gerçekleşen bağlantıyı açıklamaktadır. Feodalizmden Kapitalizme evrilen devlet ve bürokrasinin olgunlaşması arasında devletin somutlaşması ile dolaylı bir bağlantı bulunmaktadır. Bu yaklaşıma göre bürokrasi sınıflar arasındaki farklılaşmayı arttıran ve egemen sınıfa hizmet eden bir kurum olarak değerlendirilmektedir.

Marksist kurama göre bürokrasi, üretim sistemi dışında geniş toprak sahibi olan beyleri ve ayrıcalıklı memurları korumakla görevlendirilmiş ve kapitalist sistemin devamlılığını sağlayan bir kavram olarak tanımlanmaktadır. Lakin bürokrasi egemen sınıfın tam anlamıyla himayesi altına girmediğinden, bürokratlar kendi çıkarları doğrultusunda hareket etme esnekliğine sahiptirler. Bu esnekliğin sınırsız olmadığını vurgulamakla birlikte kapitalist sistemin izin verdiği ölçüde esnek yapıdadır.

Marksist kurama göre, tıpkı sınıflar ve devletler tarihin ve iktisadi koşulların bir gelişimi olarak ortaya çıktıkları gibi iktisadi koşulların değişimi ile de tarih sahnesinden çekileceklerdir.

Bürokrasinin Ortadan Kalkması İçin

  • Bürokraside çalışan tüm memurların ortak bir ücret ödenmesi gerekmektedir.
  • Bürokratların tüm ayrıcalıklarının ellerinden alınması
  • Doğrudan demokrasi yoluyla güçler ayrılığı ilkesinin yok edilerek herkesin demokratik sahada kendini temsil etmesi sağlanmalıdır.
  • Bürokratların seçim yoluyla görevlere getirilmesi ve görevlerinde herhangi bir kötüye kullanış tespit edildiğinde kolaylıkla o işten alınmasının sağlanmalı.

Marksist ve Weberyen Bürokrasi

Marksçı ve Weberyen yaklaşımlar vardıkları sonuçlar itibariyle farklı olsalar da yöntemsel olarak ortak nitelikler taşımaktadırlar. Yöntemsel olarak her iki yaklaşımda bürokrasiyi modern-ulus devlet sınırları içerisinde incelemişler ve yaygın brikim aracı olarak somutlaştırmışlardır. Bu iki büyük düşünürde bürokrasi kavramını kendi dönemleri çerçevesinde incelemişler ve kapitalist devlet biçimi ile açıklamaya girişmişlerdir.

Buna göre Weberyen Bürokrasi, bürokrasiyi evrensel bir nitelik ile açıklamaya çalışmış hatta devlet ve iktidar yapısından ayrı bir noktaya konumlandırmıştır. Hatta bürokrasi, rejimlerin üzerinde bir konumda olduğunu vurgulayarak bürokrasinin lav edilmesinin imkansız olduğuna bolca vurgu yapmıştır.

Oysa Marksist Kurma göre bürokrasi, tarihsel bir gelişim sonucunda meydana gelen iktisadi süreçlerin bir sonucu konumundadır. Weber’e göre evrensel olan bürokrasi Marks’a göre evrensel değil sadece gerekli iktisadi ve toplumsal koşullar geliştiğinde ortadan kalkacak bir kavramdır.

Modern Bürokrasi

Modern anlamda bürokrasinin ortaya çıkması ve tüm hatlarının net bir biçimde görülmesi Fordist Kamu Personel Rejiminde görülmektedir. Kamu personelinin hangi şartlarda çalışacağı ve nasıl bir çalışma yürüteceği nesnel koşullar ve kurallar ile belirlenmektedir. Bu durumu statü hukuku olarak nitelendirmekteyiz. Statü hukukuna göre tüm kamu personelleri için kurallar aynilik teşkil etmektedir. Kamu çalışanların hakları anayasal düzlemde düzenlenmiş ve başlarına gelebilecek herhangi bir olumsuz durumda yargı yolunun açık olması onların haklarını güvence altında tutmasına olanak sağlamıştır.

Genel objektif kuralların uygulanması, kişilerin ön planda olmadığı bir yapı, kuralların devlet tarafından konulduğu, genel çıkarların peşinde koşma özgürlüğü gibi kavramlar 1930- 1970 li yılların bürokrasi anlayışını bizlere sunmaktadır. 1970’li yıllara gelindiğinde Kapitalizm bir birikim krizine girmiştir. Bu krizle birlikte müdahaleci devlet sistemi geri plana itilmiş ve bu geri itilişle birlikte bürokrasi kavramı da değişime uğramıştır.

1980 sonrası müdahaleci devlet geri plana itilmiş, serbest piyasa özgür bir konuma yükselmiştir. Devletin genişleyen alanı böylelikle daraltılmaya gidilmiştir. Geçmişte devlet mekanizması içerisinde olan birçok alan özel sektöre devredilmiştir. Bu dönemin algı yapısı; devlet bürokrasi yığını içerisinde daraldığı için rahat hareket edememekte ve bürokrasi olağanca hızla azaltılmaya gidilmelidir şeklindedir.

Bürokrasinin merkezi ve hiyerarşi yapısı 1980 dönemi sonra ortaya çıkan küreselleşme kavramı ve yerel yönetim kavramı ile çeliştiğinden dolayı eski popülaritesi kalmamış ve bürokrasi bu dönem sonrasında devletin sınırları daraltılırken bürokrasinin de etki alanı daraltılmıştır.

Kaynakça

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir