Budizm ve Hint Siyasal Düşüncesi

Giriş

Budizm, Hint Siyasal Düşüncesini anlayabilmek adına olmazsa olmaz bir öğreti olarak karşımıza çıkmaktadır. Yazımızın tamamı 5 bölümden oluşmaktadır. Yazımızın birinci bölümünde Budizm’in kurucusunun kim olduğuna değinilecek ardından ikinci bölümde Budizm’in özellikleri ortaya konulacaktır. Üçüncü bölümde ise özellikleri anlatılan Budizm’in, öğretileri maddeler halinde sizlere sunulacaktır. Dördüncü bölümde, Budizm’in Nirvana’ya ulaşmak adına 8 öğretisi bulunmaktadır. Bu öğretileri yine maddeler halinde size sunulacaktır. Yazımızın beşinci ve son bölümünde Budizm ve Hint Siyasal Düşüncesi arasında ki bağlantıya değinecektir.

Sizlere Keyifli Okumalar Diliyorum. 🙂

Budizm ‘in Kurucusu Kimdir ?

Budizm’in kurucusu Buda’nın yaşamına ilişkin bilgiler söylence niteliğindedir. Asoka’nın onun için diktiği sütun 1896’da bulununcaya değin böyle bir kişinin gerçekten yaşamış olduğundan bile kuşku duyuluyordu. Buda’nın yaşamı üzerine bilinenler; gerçek adının Gautama olduğu, ;.Ö. 560-480 yılları arasında yaşadığı, varlıklı ve soylu bir aileden geldiği ancak gençlik yıllarının sonunda görkemli yaşamını bırakarak ülkeyi dolaşmaya ve öğretisini yaymaya koyulduğudur. Buda, öğretisini kendisi yazıya geçirmemiş, Budist metinler ölümünden sonra izdeşlerince (mürid) kaleme alınmıştır.

Budizm ‘in Özellikleri

Budizm’e göre bilgelik ve üstünlük, Nirvana’ya erişmekle elde edilebildiğine göre; kişi, hangi kasttan olursa olsun, bu aşamaya ulaşabilirdi. Başka bir deyişle, Budizm kast sistemini yok sayıyor ve insanlar arasında eşitliği savunuyordu.

Brahmanlar’ın da Budizm’de yeri bulunmakta. Kurtuluşa ermenin yolu artık adaklardan geçmiyordu. Budizm, Brahmanizm’in tümüyle karşıtı bir düşünceydi. Tanrı tanımazlığı da buna eklenince Budizm’in Brahmanizm’e bir tepki olarak geliştiğini daha net bir şekilde söyleyebiliriz. Budist metinlerde kastların yeri olmadığı gibi, insan görev ve yükümlülükleri söz konusu edildiğinde, görenek ve geleneklere hiç değer vermiyordu. Dinsel adak törenlerinin ve geleneklerin insanın kurtuluşu ve iyi yaşam için hiçbir önemi yoktu.

İnsanlar arasında hiçbir ayrım gözetmemesi ile Budizm, ”evrensel düzen” kavramını içerisinde barındırıyordu. Budizm’de ırk, renk, toplumsal saygınlık, yurttaş-yurttaş olmayan ayrımlarının yeri olmaması onun tüm insanlığı kucaklaması demekti.

Budizm’in Dört Temel Öğretisi

  1. Yaşam, acılarla doludur. Zevkler, sonu yine acı olan aldatmacalardır.
  2. Yaşamı acılı kılan, ona sıkı sıkıya sarılmak ve açgözlülüktür.
  3. Bu nedenle, bu acıyı ortadan kaldırmak için açgözlülükten, ama asıl yaşama bağlılıktan kurtulmak gerekir. İnsan, kendini tüm maddi istemlerinden arındırmalıdır.
  4. İnsan, bunu başarırsa ”Nirvana” ya erer. Nirvana, bilgeliğin en üst aşamasıdır. Salt ve sonsuz mutluluktur, erinçtir. Ölüm, bu durumu değiştirmez. Nirvana’ya eren kişi, öldüğünde yine aynı mutluluk ve erinç durumu içerisinde kalır. Çünkü o, yaşamında maddi varlığı aşmış, ”birey” olarak yok olmuştur. Bundan dolayı yeniden yaşama dönmez, ikinci kez dünyaya gelmez ve yeniden o acı yaşamı sürdürmez.

Budizm’e Göre Nirvana’ya Ulaşmanın Sekiz Yolu

  • Önce insan, doğru görüşü, anlayışı benimsemeliydi: Yaşamın acıyla dolu bulunduğunu ve bununda nedeninin insanın bencilliği ve tutkuları olduğu anlamalıdır.
  • İkinci aşamada insan başkalarıın zararına varsıllaşmamalı, zevk e safadan kaçınmalı, buna karşılık başkalarının mutluluğunu düşünmeli ve bunun için çalışmalıydı.
  • Doğru sözlü olmak üçüncü aşamaydı. Bu aşamada yalan söylememek, dedikodu ve gevezelik yapmaması gerekiyordu.
  • Dördüncüsü, doğru davranış aşamasıydı, Bu da hiçbir canlıyı öldürmemek, hırsızlık ve zina gibi eylemlerde bulunmamak demekti.
  • Doğru yaşam olarak adlandırılan beşinci aşamada insan içki yapıp satmak gibi topluma, kasaplık ve balıkçılık gibi canlılara zarar verecek mesleklerden yaşamını kazanmamalıydı.
  • Doğru düşünce denetiminin söz konusu olduğu altıncı aşamada kişi kötü düşüncelerin usuna girmesine engel olmalı, iyi düşünceler beslemeyi başarmalı ve bu iyi düşüncelerini gerçekleştirmeye ulaşmalıydı.
  • Yedinci aşamada insan, vücudunun kirli maddelerden oluştuğunu aklından hiç çıkartmayarak, her an usunu denetim altında tutmalı, kötülüklerin nasıl tümüyle yok edileceğini düşünmeliydi.
  • Doğru düşünceye ulaşmak ise son aşamaydı.

Budizm ve Hint Siyasal Düşüncesi

Budizm’in siyasal açıdan önemi, Buda’nın kralın görevlerine ilişkin düşünceleridir. Buna göre; vergi almasını bilen ama ülkede toplumsal barışı saplayamayan, haydutlarla baş edemeyen, toplumsal düzeni bozanlara engel olamayan bir kral görevini yapmıyor demektir. Gerçi, haydutluk ve kargaşanın önü sert önlemler ve acımasız cezalarla alınamazdı. Çünkü toplumsal kötülüğün nedeni yoksulluktu. Bu yoksulluğu yenmenin yolu, sonuçta kötülüğü daha da arttıracağından, şuna buna bağışta bulunmak da değildir. Doğru çözüm; tarımcılık ve hayvancılık yapanlara tohum ve yem, ticaretle uğraşanlara kapital sağlamaktı. Ayrıca, yolsuzluk yapmamaları için devlet görevlilerine yeterli para ödenmeliydi Böylece, varsıllık oluşacak, bunun sonucu olarak da bu mutlu ve üretken ortamda kötülükler ortadan kalkacak, insan dirlik düzenlik içinde korkusuzca yaşayacaklardır. Gerek devletin bu ve öteki giderlerinden arta kalan gerekse kişilerin birikimleri sulama işlerinde ve ticaret yollarının ağaçlandırılmasında kullanılmalıdır.

Kaynakça

  1. Yetkin, Çetin. Siyasal Düşünceler Tarihi I. İstanbul: Gürer Yayınları, 2012
  2. Sarvepallı Radhajrıshnan-Charles A.Moore; A soure Book in Indian Philosophy; Princeton University Press, New Jersey, 1939
  3. D.D.Kosambi: Ancient India-A History of its Culture and Civilzation;Pantheon Books, New York, 1965
  4. Felicien Challaye: Dinler Tarihi; çev. Samih Tiryakioğlu, Varlık Yayınları, İstanbul, 1960

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir